31 Ocak 2016 Pazar

KOLAYDI OYSA BİR HAYATI İKİYE BÖLÜP PAYLAŞMAK.
EKMEK AYVASINI DİŞLEMEK GÜN BATIMINDA
BİR GÜNDÜZÜN DAHA GEÇİP GİTMESİNİ İZLEMEK GÜNDÜZ GÖZÜYLE..
GÖRMEK GÖZÜNDE BİRİKEN HAYATINDA Kİ GEÇİT TÖRENLERİNİ
ARZUYA AŞKA BOŞLUĞA ÇEKİNGENLİĞE BECERİKSİZLİĞE
 HATALARA AYRILIĞA ÖZLEME MUTLULUĞA DAİR ARTIK NEYİN VARSA
BOĞAZ KÖPRÜSÜ MESELA..
İKİ YAKAYI BİR ARAYA GETİREN.
ŞEHRİMİN YANAR DÖNER GECELERİNDE MESELA
YAKMIŞSAN AKŞAMIN KARANLIĞINI BİR KİBRİT ÇÖPÜNE
 DİJİTAL BİR OYUNUN SON HAKKI GİBİ MESELA ..
 YANAR DÖNER CÜMLELERİM YOK Kİ HECELERİMDE..
 BOĞAZ TOKLUĞUNA SEV MESELA
İKİ YAKAMIZ BİR ARAYA GELSİN BOĞAZ KÖPRÜSÜ GİBİ MESELA .

29 Ocak 2016 Cuma

Bana benzediğinden  
sevdiğim zamanlarda oldu İstanbul'u
içinden bakıldığın da
her memleketten insanın yer aldığı kalabalık bir şehir
dışından bir o kadar yalnız
yağmur yediğin de ıslak ve yorgun
GERÇEK BİR OLAY : Taksici arabasına ağzında ampül olan iki müşteri alır.
 işaretle anlaşarak en yakın hastahane'ye gitmesini söylerler.
Olayın gelişme şekli ise; Bu iki kişiden biri denemek amaçlı ağzına ampül sokar ve geri çıkaramaz.
 Bunu gören arkadaşı da nasıl olur böyle bir şey diyerek aynı şeyi dener.
 Taksici gülmekten kırılarak hastahane'ye götürür iki kafadarı. Bunlar hastahane de sıra beklerken bir de ne görsünler ;
15 dakika sonra taksici de ağzında ampülle hastahane'ye adımını atmıştır.
BU DÜNYA BAŞKA DÜNYA
GEL ETME GÖNÜL DEMLİĞİM.
SIRADAN BİR DÜĞÜN MASASINDA Kİ
LİMONATA KADAR SAHTE HAYAT.
HER KIRIP DÖKENİN ARDINDAN
ORTAYA SAÇILAN CAM PARÇALARINA
 NE DİYE BASARSIN YALIN AYAK..
 BU DÜNYA BAŞKA DÜNYA...
BAKARSIN BİR GÜN GERÇEKTEN BAHAR GELMİŞ ÜLKEME
KENTİMİN HER YERİNİ BAYRAK SÜSLEMİŞ
BAKARSIN ÇİLEK TADINDA BİR SÖZ SÖYLENMİŞ
KÜÇÜK BÜYÜK KADIN ERKEK BİR HALAY TUTTURMUŞ
GÜNEŞE VE ÖZGÜRLÜĞE DOĞRU IRKSIZ RENKSİZ MEZHEPSİZ.
HİÇ MERAK ETTİNİZMİ :
İnsanlar karşılarındaki insana kızdığı zaman
birbirlerini duyabilecek kadar yakın oldukları halde neden bağırırlar ?..
CEVAP : Kalpleri o anda birbirlerini duyamayacak kadar uzaklaşır...

28 Ocak 2016 Perşembe

Karınca yuvası olan bir toprağın kenarına oturun
ve onların küçük dünyasını izleyin .
Bu size huzur verecektir

27 Ocak 2016 Çarşamba

Yanımda olsaydın
aldırmazdım belki takvim yaprakları'nın çabucak tükenmesine.
belki de kurabiye canavarı olurduk çay saatlerinde her güneş batımında .
belkide korkmazdım ölümden.
uzaklara baktım bir ara ama çok uzaklara .
ucu görünmeyen bir deniz .
her güzel şeye daha çok güldüm sensiz.
eminim sen de güldün
kırmızı yapraklı ,
bir mevsim açan ,
yaprakları uzak denizlerde kaybolan
Bir adapazarı ekspresi'nin arkasın da bıraktığı  anlamsız sestir gitmek eylemi
kalan içinse gök gürültülü sağanak yağışlara açılan şemsiye şakırtısı
giden olmak daha makbudür anlamsız bir insan için
çünkü ne gürültü sever ne yağış

24 Ocak 2016 Pazar

Son bakışımdan geçen
çok güzel dileklerim vardı adına
cesaret edip de dileyemedim
çünkü ne kadar günah işlediysem artık
kabul olmuyor
ya bir şans dile
ya gir ciğerimden içeri bir nefes ver
böyle olmuyor
Bir karavan olsaydı iyiydi
her gün taşınırdık 
martılar atlar ağaçlar
dağ keçileri komşumuz olurdu 
ruhumuzu dinlendirip 
yeniden severdik belki bu dünya maratonun da
derin bir nefes alıp
yeniden koşar gibi 
Yok ağacın kovuğun da arapça kelime yazıyormuş
yok şeftalinin çekirdeğinden mucize çıkmış.
Sen bunları büyük mucizeler olarak görüyorsan
git at kendini denize.Mucizenin büyüğü orada..
Vasati kırk çöpün bittiyse
cıgaran keyifsizse
solunda ki eski paslı
kör bıçak kesikleriyse
açsan susuzsan
yorgunsan korkaksan
hayata düzene ve aşka dair
yeni güne açan güneş yaksada gözünü
sen vazgeçme
yeni güne göz kırp
yeni bir umuda dair

23 Ocak 2016 Cumartesi

Küçük bir kuşun kanadın da hayat .
uzun ve kısa
yanlız ve kalabalık
bilmiş ve çaresiz
yorgun ve kırgın
küçük bir kuşun kanadın da hayat .
hüzünlü bir kızılderilinin okundan çıkan SONBAHAR..
Uzun zamandır görmediğim bir dostuma rastladım bugün
Yaz'ın her geçisim de eriklerinden ikram ederdi.
 Gövdesisini okşayıp teşekkür ettim .
Yalnız bir erik ağacı'nın dostluğu ,
kalabalık ve klişeleş miş dünya da çıkarsız bir huzur sağladı bünyeme

22 Ocak 2016 Cuma

Her aşk biter elbet 
daha olmadı yaşlanırız bir gün 
seçmez gözümüz bizi 
dizimiz tutmaz 
kansız elimiz ısıtmaz diğerimizinkini 
yetmez nefesimiz öpüşemeyiz
tekler kalbimiz sevemeyiz
terkeder aklımız bedenimizi
sen bana ben sana el oluruz
hayat akıp gidiyor nasılsa
sen hayat'a uyma
zamanı gelmeden gitme
Yorumsuz ...
Söyliyecek pek bir şeyim yok aslında sana ..
bir kuru merhaba desem gerisini sen getirsen
önün de şapşal aşık gibi diz çökemem yaralıdır dizlerim
bir merhaba desem gerisini sen getirsen
tır geçse de üstümüzden
ne sen ne ben ezilsem

21 Ocak 2016 Perşembe

Bir garson çağır toplasın masayı..
az sonra yağmur yağacak
ağır boğuk ve hüznü omuzlarım da sen
gözlerim de renkli bol merhametli
rast makamına geçirirken bünyeyi
aşk'ın narin haz hatrını geçtim
öylece kalsın yüreğin de bakışlarım
göçmen kuşlar geçerken geri alırım

Bakarsın bir sabah ayazın da açarsan süpürmek için kapını
uzaklardan tanıdık kokulu bir rüzgar eserse burnu'nu sızlatan
tüm açların şerefine bölerken ekmeğini
olur olmaza şimşek çakıp dolu yağıyorsa gözlerin
güzeldi der
boşver geri sarmaz kader
KAPATIYORUZ ZARARINA SATIŞLAR ..
 İşte bu yazıyı gördüğüm dükkanlar'ın önünden geçerken tuhaf bir his oluşur bende ..
 Yani zarar eden bir kurumdan kar çıkarma hissi hüzünün içinden mutluluk çıkarmak gibi ..
 Bir trafik kazasın da  biten hayatların kolundan saat çalan yağmacı gibi .
Bazen de siren çalarak yol isteyen ambulansın peşine takılıp
 bu acil ölüm kalım dramını kendine yol menfaati olarak görenler oluşturur bu tuhaf hissi bende.
Ya da bir müsabakada kaybedip küme düşen bir takım nasıl üzülüyorsa kazanan bir o kadar sevinir.
BİR YERLERDE KAYBEDENİN KAYIBIN'IN BAŞKA BİR YER DE KAZANCA DÖNÜŞMESİ .
İŞTE HAYATIN BU KISMI GÖZÜME ÇOK TUHAF VE ÇİRKİN GELMİŞTİR HER ZAMAN..

20 Ocak 2016 Çarşamba

Bilardo topları gibidir aslında çok renkli beyin dalgaları.
Birbirine çarpmanın getirdiği puan sonrası her renk kendi yalnızlığına döner.
Herkesin hayatı boyunca içinden konuştuğu şeyler vardır.
Hiç içimden konuşmadım diyebilen biri varmıdır?
Deli olmak için düşüncelerimizi sesli hale getirmeye gerek varmı ?
Çünkü her ikisi de aynı şey. O halde hepimiz deliyiz:)
Gülmek iyi gelir bazen  :)
Durulmazdı
Kaçılmazdı.
 Kaçınılmazdı.
Parmağımın ucu hiç kaşınmazdı.
 Solmazdı.
Tarihe karışmazdı.
Bu kadar sırıtmazdı ay.
Somurtmazdı güneş
Padişahın soytarıları hiç taht'a oturmazdı.
Bir küçük şarap şişesinin için de dünya.
Oysa hiç sığmazdı...

19 Ocak 2016 Salı

Bazen katar katar develer geçer ta içinin orta yerinden.
Öldüğünü sanırsın bir göç yolunda.
Hani her komik, güzel, eğlenceli bir filmin sonun da ceketini asıp omuzuna,
ceplerinde ne var ne yok dökmeye çalışırsın karanlığın tenhalarında.
Eğer bu ise mecaz anlamda ölmek
 ve ölürsen birgün, helva filan istemem çamfıstıklı baklava olsun mesela.
Eğlenceli, komik, hüzünlü ve güzel günlerde anmam için seni
Kimin yokluğuna karıştın da yok oldun.
 Adın duman olur toz olur.
 Eskişehirde eski bir caddedir aşk.
Geri gelmez. Yaşa bırak.
Saçların aklıma karışır.
 Dağlı bir kabilede sürgün olur.
Hain bir rüzgar alır dağlara çarpar.
Her yanı sızlar.
Kurdun sofrasında iyotsuz tuz olur.
Çok uzak denizlerde ıssız bir adadır aşk.
Yaşa bırak. Geri gelmez aşk...

18 Ocak 2016 Pazartesi

Zarar ziyan ne ise, kırılan dökülen her ne ise
kapat defteri hesaplar benden.
Evi terkeden bir kedi kadar melankolik,
bir halk kahramanı gibi kan çanağı gözlerin.
İstanbulun kaldırım taşlarının, değiştiği kadar değişmiş, bu şehir de güneş.
Yollara düştüğüm de sevimsiz insanlar da gördüm.
 Gık demedim.
Kapat defteri hesaplar benden...
Yağmur yağıyordu İstanbul'un şakak'larına görkemli bir balo ortasın da
kapı da mendil satan aç çocuklar elleri titriyordu
İstanbul'un sulu , şakacı ve ağlamaklı küçük adamlarıydı onlar
o kadar sulu bir şehri mendilleri ile silemeyecek'lerini bilen
ama denedikçe yine de gülebilen insanlardı
elleri mi sıkı tut
bırakırsan yağmura kapılırım görkemli bir balo ortasın da
SABAH İŞE GİTMEK İÇİN ARABAMA BİNDİM YOLDA BİR KEDİ KEMİK PARÇASI BULMUŞ KAHVALTISI İÇİN.
 KARGALAR ELİNDEN ALMAK İÇİN PİKE YAPIYORLAR.
 DAHA İLERİDE GÜVERCİNLER VE SERÇELER YERE DÖKÜLEN KIRINTILARI BİR AN ÖNCE KURSAKLARINA İNDİRMEYE ÇALIŞIYORLAR.
ÇÖPLERİ KARIŞTIRAN BİR YOKSUL, YOLLARA DÖKÜLEN İNSANLAR,
SANKİ DÜNYANIN ÇARKINDA HİÇ DURMADAN DÖNÜYORUZ.
 HERKESİN PEŞİNDE OLDUĞU ŞEY AYNI YAŞAMAK VEYA DAHA YAŞANIR KILABİLMEK İÇİN HAYATI,
ONUN KOYDUĞU KURALA UYMAK...
TRAFİKTE YOL ALIRKEN EMNİYET ŞERİDİN DEN GİDEN BİR ARACIN ARKASINDA ATAM İZİNDEYİZ YAZIYORDU.
 BENİM BİLDİĞİM ATANIN İZİ EMNİYET ŞERİDİN DE OLMAZ.
ÇÜNKÜ ATATÜRKÜN İZİN DE OLAN BİR İNSAN ÇAĞDAŞ MEDENİ VE KURALLARA UYAN BİR İNSANDIR...

17 Ocak 2016 Pazar

Gitme
gidersen kıyıya vurur tüm balinalar.
Orman yangınından kaçmaya çalışan kuşların,
dumandan küçülen ciğerleri gibi küçülür ciğerim.
Gitme
gidersen sel basar tüm gecekonduları.
Sabah olur akşam olur da
yine her vakit aynı saat olur gözüme.
Gitme özlerim.
Unuttuklarıma karışırsın
bilmeden senin gibi bakar yabancı gelir gözlerim
Bir gece yarısı ıssız ve dar bir sokaktan evime doğru yürürken, karanlıkta ne olduğunu pek seçemediğim bir şeylerin bana doğru geldiklerini fark ettim . Biraz daha ilerleyince bunların bana doğru hırlayarak gelen iki adet doberman olduklarını anlamam uzun sürmedi . 
O soğukta terlememe bir anlam katabilmiş olsam da erkekliğe b.. sürdürmemem gerektiğini düşünerek ( Bu saçma cesareti kim görecekse )
oturunca belki saldırmazlar diyerek yere oturdum .

Huylanmasınlar diye sessiz kalmayı tercih etmem gerektiğini düşündüğüm sırada tam arkam da bir ses bozaaaaaaa buzzzz diye bağırmaz mı
bozacı o an da nereye kayboldu hiç bir fikrim yok ama dobermanlar bu gürültüyle huylanıp üzerime bir atladılar . Sonrasını hatırlamıyorum ama
hayatım da ilk defa telefonumun çalan alarmına bu kadar sevinmişimdir .

Belkide biz buradan bakarken bir güneşin batışına 
dünyanın öbür ucunda birileri doğuşunu kutluyordur
güneş aynı güneş ama batışına bakanda doğuşunu kutlayanda 
birbirine yabancı ve belkide hiç rastlaşmıyacaklar 
belkide ne kadar tuhaf değil mi ?

Sadece içinde bulunduğun ırkı , vatanı , milleti değil de , 
içinde bulunduğun gezegeni de sevseydin , yine de savaş mı koyulurdu bazı çocukların ismi ?
Az duzlu fıstık az bira 
bir de uzaklardan
ve deniz üzerinden gelen 
pek de yabancı olmayan 
yorgun bir lodos yüzüme vuran 
mayhoş ekşi bir erik gibi
üçünüz ne güzel de esiyorsunuz aklıma
ve sinek kaydı traş olmuş kalbime kalbime